Skip to main content

Posts

Kompulsif ve Patolojik Yalancılar Hakkındaki Gerçekler

 Kompulsif ve Patolojik Yalancılar Hakkındaki Gerçekler Kompulsif ve Patolojik Yalancılar Hakkındaki GerçeklerHem mecbur asılsız bununla birlikte patolojik gerçek dışı, net tanımların olmaması nedeniyle sıcak bir konudur. Bu makale, kuvvetli başvurular tarafından desteklenen tüm gerçekleri toplama girişimidir. Kompulsif Yalancı vs. Patolojik Yalancı Bu iki terim hakkında çok fazla kafa karışıklığı var gibi görünüyor ve oldukca azca sayıda web sitesi mevzuyu "açıklığa kavuşturmaya" çalıştı. Ne yazık ki, herhangi bir sağlam referanstan bahsetmiyorlar ve webin doğası gereği, her insanın herhangi bir şey ile alakalı yazabileceği, birkaç kuram gelişti:   1. Patolojik yalancılar insanları manipüle etmek ve/veya amaçlarına ulaşmak için gerçek dışı söylerken, zorlayıcı yalancılar gerçek dışı söyler, şu sebeple buna mani olamazlar. 2. Kompulsif gerçek dışı söyleme bozukluğu yoktur. Kompulsif yalan genellikle narsisizm veya bipolar bozukluk benzer biçimde başka bir psikiyatrik bozukluğ...

Kurban Kompleksi Nedir?

 Kurban Kompleksi Nedir? “Kurban Kompleksi” veya “kurban zihniyeti“; klinik psikolojide aksine kanıtlar olsa da kişinin başkalarının zararı dokunan eylemlerinin kurbanı olduğuna inanmasına neden olan karakteristik özellikleri ifade eder. Genellikle yas tutma sürecinde derhal hemen herkes bu sürecin organik bir parçası olarak kendine merhamet döneminden geçer. Normal insanlarda kısa süren ve oldukça daha hafifçe olan kendine acıma durumu, kurban kompleksinden muzdarip olanlarda kalıcı ve fazlaca şiddetlidir. Kurban kompleksi ile savaşım edenler kendilerini sürekli olarak suçluluk, utanç, umutsuzluk ve çaresizlik arasında hissederler. Mağdur (Martyr) Kompleksi Nedir? Mağdur kompleksi tanısı konan kişilerin, tekrar tekrar kurban durumuna girme arzusu kurban kompleksi ile ilişkilendirilir. Bu dertten muzdarip olanların en belirgin özelliği, kendilerini kasıtlı olarak sıklıkla acı çekmeyle sonuçlanacak durumlara ve ilişkilere sokmalarıdır.  Bunlar; bir psikolojik ihtiyaçlarını karş...

Antagonist Nedir?

 Antagonist Nedir? Terim, Yunanca “hasım” ve “rakip” anlamına gelen antagonistēs kelimesinden türetilmiştir. Edebiyatta hikâyenin kahramanına karşı olan bir karakter veya bir grup karaktere antagonist denir. Bazen protagonist’in şu demek oluyor ki kahramanın savaşım etmesi ihtiyaç duyulan karşı güç, hükumet şeklinde bir kuruluş da olabilir. Türk filmlerinde, esas kıza âşık olan ve esas oğlanla esas kızın kavuşmasını engellemeye çalışan erkek oyuncu, en klişe antagonist örneklerinden biridir. Kavramın Anahtar Ögeleri Edebiyatta antagonist, çoğu zaman hikâyenin ana karakterine karşı çıkan bir karakter veya karakterlerdir. Antagonist, insan olmak zorunda değildir. Çeşitli güçler, organizasyonlar ve hatta yaratıklar da antagonist olabilir. Antagonist, çoğunlukla kahramanın özelliklerini ortaya çıkarmak için onunla benzetme edilen bir misal olarak vazife yapar. Bütün antagonistler fena değildir. Hikayedeki çatışmanın temel kaynağı ve sebebi antagonisttir. Antagonist Hikayeye Ne Katar? H...

Apophasis Nedir?

 Apophasis Nedir? Bir şeyden söz etme niyetinin olmadığını öne sürerek o şeyden laf etme anlamına gelen retorik terime apophasis denir. Oxford Sözlüğün’de, apophasis terimi; John Smith’in “Retoriğin Gözler Önüne Serilmiş Sırları”(The Mysterie of Rhetorique Unvail’d) isimli eserinden yapılan alıntıyla şöyle tanımlanmıştır: İnkar vesilesiyle bir şeyi gözler önüne sermeyi sağlayan ironi çeşidi!                                  Yunanca kökenli Apophasis kelimesi, sıfat olduğunda apopatik ya da apofezik şeklinde ifade edilir. Dilimizdeki pek çok tabir de söylemezden gelerek birşeyleri söyleme amacına hizmet eder. Örneğin “adı lazım değil” diye başlamış olan ve aslında ferdin ismini zikretmeden kim olduğunu belli eden cümlelerde olduğu gibi. Apophasis ile Paralepsis Arasındaki Fark Apophasis ile paralepsis birbirine çok benzer kavramlardır. Ancak arada minik bir nüans vardır. Paralepsis söz mevzusu olduğ...

Neden Bazen Sebepsiz Yere Üzgün Hissederiz?

 Neden Bazen Sebepsiz Yere Üzgün Hissederiz? Bazen sebepsiz yere kendimizi mutsuz ve incinmiş hissederiz. Bu duygu durumunun hem hiç bir nedeni yoktur hem de tonlarca nedeni vardır. Bir süre sonrasında hüzne adapte olur ve yatkınlık duymaya başlarız. Hüzün, artık kaçınılmak istenen bir şey olmaktan çıkıp istenmeyen şeylere meyletme durumunu ifade eden öteki durumlar benzer biçimde bir tür bağımlılığa varır. Bu aşamada ise bunu hakkettiğimize ve değişiklik yapma şansımız olmadığına inanmaya başlarız. Bu inançlar değiştirme çabasını ortadan kaldırıp, bizi derin bir keder durumuna götürür. Sebepsiz Hüzün Nedir? Bu durumu, hepimiz ara sıra yaşadığımız halde bunu ifade etmek için kullandığımız bir terimimiz bulunmuyor. Aslında “hipofeni” terimi, sebepsiz keder anlama gelir ancak bu terim, halk içinde zihinsel engelli insanları tanımlamada kullanıldığından başlangıçtaki ilmi anlamını çağrıştırmaz olmuştur. Bu makalede; bir ismi ve net bir öne sürülen nedeni olmayan hüzün durumunun ortaya...

Kediden Bulaşan Bir Parazit Sıradan Bir Hayvanseveri Kedi Delisine Dönüştürebilir mi?

 Kediden Bulaşan Bir Parazit Sıradan Bir Hayvanseveri Kedi Delisine Dönüştürebilir mi? Kedileri fazlaca seven insanların, kendilerine has farklı özellikleri olduğunu ayrım ettiniz mi? Kedi sevgisiyle dolup taşan bu insanların bazıları, yaşamlarını kedi ordularını doyurmaya ve onları korumaya adıyorlar. Hasta kedileri tedavi ettiriyor, köy köy gezerek kedilere mama dağıtıyor, hatta evlerini sayısını net olarak bilmedikleri bir kedi topluluğu ile paylaşıyorlar. Peki fakat bu neden oluyor? Bu özelliklere sahip insanlar mı, kedi beslemeye meylediyorlar yoksa kedi beslemek mi onları bu hale getiriyor? Bu sual kulağınıza garip gelmiş olabilir sadece bu probleminin sorulmasının esas sebebi, kedilerden insanlara geçen bir parazitin insan davranışlarını etkilediğine dair ilmi kanıtların elde edilen olmasıdır. Kedilerle arkadaşlığımızın MÖ 1200’lü yıllarda Mısır’da başladığı tahmin edilmektedir. O zamandan beri kedilerle iç içe yaşıyoruz. Mısır’da kediler mübarek kabul edilmiş ve asiller gib...

“Anın Yaşanması” Neden Mümkün Değildir?

 “Anın Yaşanması” Neden Mümkün Değildir? Sıklıkla kullanılan “anı yaşamak”, “anda kalmak” benzer biçimde deyimlerin anlamı, çoğu zaman ne olmadıklarının izahıyla açıklanmaya çalışılır. Bu izaha göre; insanın geçmişte olanları düşünmesi ya da gelecek planlarına dalması, “anı yaşamayı” engeller. Bunu öne süren öğretilere bakılırsa; adamın mutlu olabilmesi için, anda kalması ve anı yaşaması şarttır. Anda kalmayı sağlayacağı iddia edilen birçok tekniği denemiş olmama rağmen anda kalmayı başaramadım. Sonra John Mayer‘in “Clarity” adlı şarkısını duydum. Bir bilişsel psikolog olmadığı biçimde Mayer, şarkısında anı yaşamı sürdürmenin katiyen olduğunu görkemli bir şekilde dile getirmişti. Şarkı, yanılanın ben olmadığıma dair içimde bir umut yeşertmiş olsa da esasen bu makaleyi yazma nedenim, aynı gerçeği bilim dünyasının da doğurlaması oldu. Anı hayata devam etmenin neden olası olmadığını merak ediyorsanız okumaya devam edin. Homo-Prospectus’un yazarı psikolog ve Martin Seligman, kitabında ...