Skip to main content

Haydarpaşa arkeoloji kazılarında T şeklinde kale sanılan yapı keşfedildi

Yaklaşık 2 yıldır süren ve son günlerde yüklenici firmanın çalışan arkeoloji işçilerine aylardır ücret ödememesiyle gündemde olan Haydarpaşa Garı arkeoloji kazılarında kale olduğu sanılan 2500 yıllık T şeklinde bir yapıya rastlandığı belirtildi.

Tarihi Haydarpaşa Garı istasyon bölgesinde ve çevresinde Marmaray çalışmaları sırasında tarihi kalıntılara rastlanması üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı adına İstanbul Arkeoloji Müzeleri tarafından Mayıs 2018'de başlatılan arkeolojik kazılar sırasında şu ana dek, "Körler Ülkesi" olarak bilinen Khalkedon (Kadıköy) antik şehrine ait mimari kalıntılar, mezarlar, binlerce obje ve hamam ile 10 bine yakın sikke bulundu.
Geçtiğimiz yıl MS 5. yüzyılda Azize Bassa adına inşa edilen bir kilisenin kalıntıları, Azize Bassa Kilisesi'nin (Sainte Bassa Kilisesi) içerisinde yer alan bir alanda 28 insana ait iskeletler bulunan alanda geçtiğimiz aylarda  MÖ 5. yüzyıla ait olduğu belirtilen ve saray olduğu düşünülen bir mimari kalıntı ile kale olduğu sanılan ve bu yönde inceleme çalışmaları süren T şeklinde bir yapıya rastlandı.
Tarihi garda devam eden arkeolojik kazı çalışmalarında ortaya çıkan buluntular, uzmanlar tarafından hangi kazı bölgesinden geldiği ve kaç metre derinlikte bulunduğu not alınarak kasalara yerleştiriliyor.
Fırça ve su yardımıyla ön yıkama ve detaylı yıkama işlemlerinden geçirilen eserlerin tasnifi yapılarak işlevli ve kullanılabilecek durumda olanlar ayrıştırılıyor.
Tümlenebilecek eserler restorasyon işleminden geçirildikten sonra envantere gönderiliyor. Envanter numarası verilerek kayıt altına alınan ve fotoğraflanan eserler, sergilenmek üzere İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ne götürülüyor.
Coşkun Yılmaz: Buluntular, Khalkedon'un işlek ve hareketli bir ticaret limanı olduğunu gösteriyor.
İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz, AA muhabirine, kazı alanının Marmaray çalışmaları esnasında ortaya çıktığını ve tarihi derinliğinin MÖ 5. yüzyıla uzandığını anlattı.
Kazı çalışmalarının yaklaşık 2 bin 500 yıllık bir yerleşim alanında yapıldığını belirten Yılmaz, bugün "Haydarpaşa Limanı" olarak isimlendirilen alanın Romalılar döneminde tarihte "Khalkedon" diye adlandırılan Kadıköy bölgesinde ortaya çıktığını söyledi.
Kazıda ortaya çıkan buluntuların, buranın bir liman şehri olduğunu gösterdiğini aktaran Yılmaz, şöyle konuştu:
"Kazılardan ortaya çıkan buluntular, Khalkedon'un işlek ve hareketli bir ticaret limanı olduğunu gösteriyor. Buna bağlı olarak da çevresinde bir yerleşim alanı oluşmuş. MÖ 5. yüzyıldan başlayarak Cumhuriyet dönemini de içine alan süreçte bu alanda farklı yüzyıllara ait katmanlara rastlamak mümkün. Hem Roma hem Osmanlı hem de Cumhuriyet dönemi yapı izleri ve kalıntıları burada bulunuyor. Alanın buluntularına ve kalıntılarına baktığımızda bir plan doğrultusunda yapılanma olduğunu görüyoruz. İstanbul'un tarihine ait buluntular açısından da şehrin tarihini zenginleştiren en önemli kazılardan birisi. Bu alanın varlığı İstanbul, ticaret ve şehirleşme tarihi açısından son derece önemlidir. Çünkü sikkeler ve diğer buluntular burada çok canlı, dinamik bir yapılaşma olduğunu gösteriyor."
Bir iskeletin diz bağı içerisinde koku şişesi ve mezar hediyeleri ortaya çıktı

Kazıda MÖ 5. yüzyılda başlayıp bugüne gelen süreçte farklı dönemlerden 10 bin civarında sikke bulunduğunu kaydeden Yılmaz, bu sikkelerin varlığının, şehrin hem sürekliliğinin hem etkinliğinin hem de ticari bir alan oluşunun bariz göstergesi olduğunu ifade etti.
Coşkun Yılmaz, kazı çalışmalarında ortaya çıkan kalıntı ve buluntulara ilişkin şu bilgileri verdi:
"Kazı alanında bir hamam buluntusu var. Arkadaşların çalıştığı alanda ise bir saray kalıntısı olduğu varsayılıyor, bu konuda araştırma sürüyor. Atölyeler var. MS 5. yüzyıla tarihlenen ve İstanbul'un ilk kilise yapılarından biri olarak kabul edilen Azize Bassa Kilisesi ise Haydarpaşa kazılarının en önemli buluntularından biri. Yapı, hem Hristiyanlık tarihi hem de İstanbul'daki dini hayat açısından son derece önemli. Kilisenin içindeki alanda 28 insan iskeleti bulunuyor. Bu iskeletler de kazının en önemli bulgularından biri olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü hem defin kültürü hem buranın yaşam alanı hem de kilisenin önemi açısından fikir veriyor. Nitekim iskeletler incelendiğinde ölülerin hediyeyle defnedildiğini görüyoruz. Mesela, bir iskeletin diz bağı içerisinde koku şişesi ve benzeri hediyeler ortaya çıktı."
Arkeolojik kazılar çok meşakkatli, zahmetli ve titizlik isteyen çalışmalar
Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak arkeolojik çalışmaları ve kazıları son derece önemsediklerini ifade eden Yılmaz, arkeolojik kazılarda gelişmiş, modern ve etkili çalışmaların uygulandığına belirterek, Bakanlığın mevsimsel kazı çalışmalarından ziyade yılın tamamını kapsayan etkili ve dinamik bir arkeolojik çalışma süreci başlattığını anlattı.
Yılmaz, "kazı" denilince akla modern ya da geleneksel kazı araçlarıyla yapılan işlemlerin geldiğini anlatarak, "Arkeolojik kazılar çok meşakkatli, zahmetli ve titizlik isteyen çalışmalardır. Arkeologlarımızın, diş tedavisinde kullanılan bazı aletler ve küçük fırçalarla bu objeleri temizlemeye çalıştıklarını, kırıntıya ve tahribata sebebiyet vermeden ortaya çıkardıklarını görüyoruz. Çalışmalar adeta bir sarraf titizliğinde ve hızla ilerliyor." diye konuştu.
Arkeoloji kazısından çıkan buluntular sergilenecek

Kazı çalışmalarının bitimiyle ilgili net bir gün vermenin kazının ruhuna aykırı olduğunu dile getiren Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
"Çünkü arkeolojik kazı, bir sarraf titizliğiyle yeri geldiğinde diş fırçasına varıncaya kadar hassas, ince, titiz, sabır, ustalık ve ihtisas isteyen bir iştir. 400'ü aşkın insanla yapıldığı dikkate alındığında bu, kazı çalışması için önemli bir ekiptir. Çalışmalar rutin mesai anlayışının dışında yoğun bir şekilde devam ediyor. En kısa sürede bitirmek muradımız ama bunu yaparken de buradaki kültürel mirası en güzel şekilde ortaya çıkarmayı ve insanımızın hizmetine sunmayı hedefliyoruz. Kazılar tamamlandığı zaman buradaki buluntuların sergileneceği alanlar oluşturulacak."

Comments

Popular posts from this blog

Neden Yaşlılar Bazı Uzak Anılarını Dün Gibi Hatırlar?

 Neden Yaşlılar Bazı Uzak Anılarını Dün Gibi Hatırlar? Büyüklerin gençlik anılarını dinlemeyenimiz ve onlarca sene önceye ilişkin anıların dün şeklinde hatırlanışına şahit olmayanımız yoktur. Üstelik bu anılar çoğu zaman “hangi şarkıda dans edilmiş olduğu” benzer biçimde pek çok ince detay içerir. Dün ne yediğini hatırlamayan bir adamın, 30 yıl önce yediği yemeği hatırlaması hatta yemeğin tadını ve kokusunu tanım edebilmesi hafıza araştırmacıları için ilginç bir çalışma alanı olmuştur. Bu fenomene; “anımsama tepesi” anlamına gelen “reminiscence bump” ismi verilmiş, tepe noktalarının çoğu zaman 10 ila 30 yaşları arasındaki döneme ait olduğu görülmüştür. Hafıza Hafıza alakalı kabul gören teorilerden biri “Bilgi İşleme” modeli ismi ile anılır. Bu kuram, belleğin basit fonksiyonlarını anlamamızda bizlere destek verir. Bu modele göre belleğimiz, üç değişik hafızaya haizdir. Duyusal hafıza Kısa süreli bellek Uzun süreli hafıza Bilgi işleme modelinin daha iyi anlaşılmasını elde eden yaygı...

Gözleri Açık Uyumak Normal mi?

 Gözleri Açık Uyumak Normal mi? Dilimizde “tedirgin olmak” anlamına kullanılan “gözleri açık uyumak” deyimi, logoftalmus‘dan muzdarip olanlar için fiziksel bir gerçeklik. Eğer gözleri aleni veya yarı aleni uyumanın herhangi bir sakıncası olmayan, olağan bir durum bulunduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü logoftalmus, göz sağlığına ciddi zararları olabilecek mutlaka tedavi edilmesi ihtiyaç duyulan bir sıhhat durumdur.Bu makalede; “Logoftalmus nelerdir?“, “Neden oluşur?“, “Nasıl teşhis ve tedavi edilir?” sorularının yanıtlarını bulabilirsiniz. Logoftalmus Nedir? Beynimiz uyuduğumuzda duyu organlarından gelen minör verileri dikkate almaz, aynı durum gözleri aleni olarak uyuyan insanoğlu için de geçerlidir. Bu nedenle bu insanlar, durumlarını farkına varamazlar. Bebeklik döneminde zaman zaman gözlemlenen gözleri açık uyuma durumu, bebeğin büyümesi ile herhangi bir tedaviye ihtiyaç duymadan kendiliğinden geçer. Ancak herkeste naturel olarak ortadan kalkmaz.Neden Tedavi Edilmesi G...

Fobofobi Nedir?

  Muhteşem bir manzaraya sahip olan seyir terasları, nefesinizin kesilmesine neden oluyor; şipşirin bir kedinin yakınından bile geçemiyor ya da evde böcek olduğuna dair bir şüphe, evi terk etmenize yol açıyor olabilir. Fobofobi Nedir? Muhteşem bir manzaraya sahip olan seyir terasları, nefesinizin kesilmesine neden oluyor; şipşirin bir kedinin yakınından bile geçemiyor ya da evde böcek olduğuna dair bir şüphe, evi terk etmenize yol açıyor olabilir. Belirli uyaranlara bağlı olarak ortaya çıkan, şiddetli irrasyonel kokulara fobi denir. Fobi, “korku” veya “kaçış” anlamına gelen Yunanca “Phobos” kelimesinden türetilmiştir. Peki hiç korkmaktan korktuğunuz mu? Fobofobi ise fobiden korkmak anlamına gelir. Fobofobi çoğunlukla tek başına bulmaz. Yani fobofobiden muzdarip olanların genellikle bir hatta birkaç fobisi daha vardır. Anksiyete bozuklukları ve panik atakla ilişkili olarak görülür. Ortaya Çıkma Sebebi Nedir? Fobofobi, spesifik olarak, daha fazla fobi geliştirmekten korkma nedeniyle ...