Skip to main content

Kara-Balsagun


Göktürkler gibi, Asya Hunları’nın soyundan gelen Uygurlar, Orhun ve Selenga kıyıları ile Aral gölü civarında yerleşmişlerdi. Uygurlar, 5. yüzyılda bu bölgede kuvvetli bir beylik kurmuş ve başlarında Erkin ünvanını taşıyan “Şiciheen” bulunuyordu. Kahraman vedevlete hizmet eden anlamına gelen Alp İlteber ünvanını alan oğlu Pusa da babasının yanında idi.
Birleşmiş veya müttefik anlamına gelen Uygur sözü, Dokuz Oğuz ve On Uygur boyunun birleşmesi ile meydana gelen topluluğa verilen addır. Karluklar ve Basmıllar’ın yardımıyla 742 yılında Göktürk Devleti’ne son veren Uygurlar, 744 yılında da Ötüken’i egemenlikleri altına almışlar ve böylece Büyük Uygur Kağanlığı’nı kurmuşlardır. İlk Uygur Kağanı, Kutlug Bilge Kül Kağan başkent olarak o zamanlarda Ordu-Balıg denen Yukarı Orhun nehri üzerindeki Kara-Balgasun kentini başkent seçmişlerdir.
Yeni Uygur Devleti’nin kurucusu kendi öz adı bir yana Türk Devlet geleneğine göre yarı dini bir ünvan olan, Kutlug Bilge Kül Kağan ünvanı ile anılacaktı. Göktürkler’de olduğu gibi, Uygur Kağanları’nın da egemenliği ilahi, diğer bir ifadeyle Tanrı’nın yeryüzündeki tek temsilcileri idi. Bu bakımdan Uygur Kağanları’na da, kutsal kağanlık tahtına oturduklarında; “Gün Tengride Kut Bolmış” veya “Ay Tengride Kut Bolmış” gibi ilahi ünvanlar verilmiştir. Böylece onların egemenliklerinin ilahi bir kaynağa dayandığı vurgulanmıştır.
İç Moğolistan ve Orhun  boylarında  yani Ötüken’de kurulan devletin başkentinin Kara-Balgasun olmasının yanı sıra Yukarı Nuşcan veya Yukarı Barshan, Bahvan ve Koçu, Uygur Devleti’nin önemli şehirleri olmuştur. Bu şehirler aynı zamanda bir eyalet merkezi olup asıl Uygur Kağanını temsil eden bir han veya hakan tarafından idare ediliyordu.
Tarihi kaynaklardan görülmektedir ki, bu eyalet merkezlerinin en gelişmiş olanı Uygur Devleti’ne başkentlik eden Kara-Balgasun’dur. Daha önceleri küçük bir yerleşim birimi olan Kara-Balgasun, Uygurlar’ın başkenti olduktan sonra mamur, müreffeh ve son derece güzel bir şehir haline gelmiştir. Bu nedenle de hanlar şehri anlamına gelen “Han Balık” olarak anılmaya başlanmıştır. Maniheizm dini burada köklü bir şekilde yerleştikten sonra Kara-Balgasun sadece siyasi bir yer değil, yarı teokratik Uygur Devleti’nin güçlü bir dinsel merkezi haline gelmiştir. Kara-Balgasun’un bu önemi, Uygurlar’ın yıkılışına kadar sürmüştür.
Kara-Balgasun, ticari açıdan da Uygurlar’ın en önemli kenti idi. Bu kent doğuya doğru akan büyük bir nehrin üzerine kurulmuştur. Kara-Balgasun, mermerden yapılmış dükkanları olan bir çok çarşıya ve ticarethaneye sahipti. Bu kent, diğer taraftan da çok sağlam surlarla çevrilmişti. Kente giriş demirden yapılmış oniki kapıdan oluyor ve bu kapıları cengaver Türk askerleri koruyorlardı. İslam coğrafyacıları Kara-Balgasun’un adını Cinankes olarak zikretmişlerdir.
Kutluk Bilge Kül Kağan’dan sonra yerine 747 yılında oğlu Moyençur Kağan geçti. Bu dönemde Büyük Uygur Kağanlığı olağanüstü bir güç kazanmış ve önce batıdaki Türgişler’i sonra kuzeydeki Kırgızlar’ı  devletlerine bağlamışlardı. Moyençur, 759 yılına kadar süren hakimiyeti zamanında Büyük Uygur Kağanlığı’nı üstün bir güce ulaştırmıştır. Moyençur zamanında Çin’le önemli siyasi ilişkiler kurulmuş ve iç karışıklıklarla kaynayan Çin Devleti ile meşhur Talas Savaşı gerçekleşmiştir. 751 yılında Karluk Türkleri’nin desteklediği Arap orduları Talas Savaşı’nda Çinlileri büyük bir yenilgiye uğratınca, “Tarım Havzası” Uygurlular’ın eline geçmiştir. Bu önemli gelişmeyle birlikte, Uygurlar’ın burada büyük bir yerleşik medeniyet kurmaları gerçekleşmiştir. 759 yılında Moyençur ölünce yerine oğlu Böğü Kağan geçmiştir. Tibetliler’in saldırıları sonunda kendisinden yardım isteyen Çin’e ordusuyla birlikte giren Böğü Kağan, 762 yılında Çin’in başkenti Lo-Yang şehrini isyancılardan kurtarmıştır. Bu sefer esnasında Çin’de uzun bir süre kalan Böğü Kağan, Çinliler’den fikri bakımdan oldukça etkilenmiştir. Çin’den dönüşünde dört Mani rahibini beraberinde ülkesine getirmiş ve bunların etkisinde kalarak ülkesinde Maniheizm dininin yayılması için çalışmaya başlamıştır.
Maniheizm, Hristiyanlık, Budizm ve Mazdehizm gibi dinlerin karışımından oluşmuş ve savaşçılık duygularını zayıflatan bir anlayışa sahipti. Ayrıca hayvani gıdaları yemeyi de yasaklıyordu. Bu sebeple, Uygurlar’ın yaşama biçimine ve genel Türk karakterine ters bir inanç sistemi idi.
Kara-Balgasun’u başkent yapmış Uygurlar’ın kağanı Böğü Kağan, Çin’e sefer düzenlenmesine karşı çıkıyordu. Onu bu tavrından vazgeçirtemeyen vezir Tung Bağa Tarkan, Böğü Kağan’ı öldürerek Uygur tahtına 779 yılında geçti. Tung Bağa Tarkan, liderlik özellikleri fazla olan yetenekli bir devlet adamıydı ve Kırgızlar’ı yenerek tekrar devlete bağladı. Tung Bağa Tarkan, Çinli bir prenses ile de evlenerek akrabalık ilişkileri sayesinde Çin’le olan bazı anlaşmazlıkları ortadan kaldırmıştır.
794 yılında Uygur tahtında Kutlug Bilge Kağan’ı görmekteyiz. Uygurlar bu dönemde çeşitli karışıklarla baş etmeye çalışıyorlardı.
Bu esnada Çin’e yardım için Kutlug Bilge Kağan harekete geçmiş ancak başarılı olamamış ve Uygur ülkesinde karışıklıklar çıkmıştır. 805 yılında ölen Kutlug Bilge Kağan’dan sonra devletin başına geçen kağanlar ticaret ve dış siyaset alanlarında önemli atılımlar yaptıysalar da, Böğü Kağan’la başlayan Maniheizm dininin etkileri daha kuvvetli bir şekilde hissedilmiştir. Uygurlar, bu dinin etkisiyle eski güçlerinden geriye doğru gitmişlerdir. Kırgızlar da bu esnada güçlenerek Orhon bölgesini baskı altına almışlar ve 840 yılında Uygurlar’ın kutlu toprakları olan Ötüken bölgesine kalabalık bir ordu ile girerek Uygur Kağanı’nı da öldürmüşlerdir.

Comments

Popular posts from this blog

Neden Yaşlılar Bazı Uzak Anılarını Dün Gibi Hatırlar?

 Neden Yaşlılar Bazı Uzak Anılarını Dün Gibi Hatırlar? Büyüklerin gençlik anılarını dinlemeyenimiz ve onlarca sene önceye ilişkin anıların dün şeklinde hatırlanışına şahit olmayanımız yoktur. Üstelik bu anılar çoğu zaman “hangi şarkıda dans edilmiş olduğu” benzer biçimde pek çok ince detay içerir. Dün ne yediğini hatırlamayan bir adamın, 30 yıl önce yediği yemeği hatırlaması hatta yemeğin tadını ve kokusunu tanım edebilmesi hafıza araştırmacıları için ilginç bir çalışma alanı olmuştur. Bu fenomene; “anımsama tepesi” anlamına gelen “reminiscence bump” ismi verilmiş, tepe noktalarının çoğu zaman 10 ila 30 yaşları arasındaki döneme ait olduğu görülmüştür. Hafıza Hafıza alakalı kabul gören teorilerden biri “Bilgi İşleme” modeli ismi ile anılır. Bu kuram, belleğin basit fonksiyonlarını anlamamızda bizlere destek verir. Bu modele göre belleğimiz, üç değişik hafızaya haizdir. Duyusal hafıza Kısa süreli bellek Uzun süreli hafıza Bilgi işleme modelinin daha iyi anlaşılmasını elde eden yaygı...

Gözleri Açık Uyumak Normal mi?

 Gözleri Açık Uyumak Normal mi? Dilimizde “tedirgin olmak” anlamına kullanılan “gözleri açık uyumak” deyimi, logoftalmus‘dan muzdarip olanlar için fiziksel bir gerçeklik. Eğer gözleri aleni veya yarı aleni uyumanın herhangi bir sakıncası olmayan, olağan bir durum bulunduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü logoftalmus, göz sağlığına ciddi zararları olabilecek mutlaka tedavi edilmesi ihtiyaç duyulan bir sıhhat durumdur.Bu makalede; “Logoftalmus nelerdir?“, “Neden oluşur?“, “Nasıl teşhis ve tedavi edilir?” sorularının yanıtlarını bulabilirsiniz. Logoftalmus Nedir? Beynimiz uyuduğumuzda duyu organlarından gelen minör verileri dikkate almaz, aynı durum gözleri aleni olarak uyuyan insanoğlu için de geçerlidir. Bu nedenle bu insanlar, durumlarını farkına varamazlar. Bebeklik döneminde zaman zaman gözlemlenen gözleri açık uyuma durumu, bebeğin büyümesi ile herhangi bir tedaviye ihtiyaç duymadan kendiliğinden geçer. Ancak herkeste naturel olarak ortadan kalkmaz.Neden Tedavi Edilmesi G...

Fobofobi Nedir?

  Muhteşem bir manzaraya sahip olan seyir terasları, nefesinizin kesilmesine neden oluyor; şipşirin bir kedinin yakınından bile geçemiyor ya da evde böcek olduğuna dair bir şüphe, evi terk etmenize yol açıyor olabilir. Fobofobi Nedir? Muhteşem bir manzaraya sahip olan seyir terasları, nefesinizin kesilmesine neden oluyor; şipşirin bir kedinin yakınından bile geçemiyor ya da evde böcek olduğuna dair bir şüphe, evi terk etmenize yol açıyor olabilir. Belirli uyaranlara bağlı olarak ortaya çıkan, şiddetli irrasyonel kokulara fobi denir. Fobi, “korku” veya “kaçış” anlamına gelen Yunanca “Phobos” kelimesinden türetilmiştir. Peki hiç korkmaktan korktuğunuz mu? Fobofobi ise fobiden korkmak anlamına gelir. Fobofobi çoğunlukla tek başına bulmaz. Yani fobofobiden muzdarip olanların genellikle bir hatta birkaç fobisi daha vardır. Anksiyete bozuklukları ve panik atakla ilişkili olarak görülür. Ortaya Çıkma Sebebi Nedir? Fobofobi, spesifik olarak, daha fazla fobi geliştirmekten korkma nedeniyle ...